CUMHURİYET, DAMARLARIMDAKİ ASİL KAN Her yer kandı,/ Gözlerimle gördüm, masumlar ölüyordu./ Bomba sesleri duyuyordu çocuklar, / Yarınları olmayan bebekler vardı, / Mahşer alanıydı yurdum. / Anaların gözleri yaşlıydı, / Gidenler geri gelmiyordu. / Düşman acımasızdı, / Özgürlüğü bekleyen yürekler yaşamak istiyordu. / Geçen her gün biraz daha / Özgürlük diyordu; / Ülkem yabancı insanların elindeydi. / Gözleri göklerden mavi, / Saçları altın misali, / Yüreği ülkemin, vatanımın yüreği Atatürk. / Ağlıyordu çocukların. / Bir kurtuluş mücadelesi yürüttün / Milletinle. / Söküp attın sömürgecileri yurdundan. / Ülkenin başındaki sözde kahraman / Kaçtı arkasına bakmadan. / Ve sen kazandın zaferi. / Yepyeni bir devlet kurdun / Dedin ki arkadaşlarına: / "Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz".Çünkü cumhuriyet / Özgürlük demekti, / Başını dimdik tutabilmek demekti, / Uygar milletler karşısında. / Çünkü cumhuriyet, / İnsan olmak demekti. / Bugün özgür yaşıyorsam, / Kokluyorsam hürriyetin havasını, / Dimdik ayaktaysam, bağımsız, / Umut çiçekleri açıyorsa yüreğimde / Özgürlük renginde, / Senin sayendedir Atatürk, / Bugün damarlarımda / Asil cumhuriyet kanı dolaşıyorsa / Senin sayendedir Atatürk./ Selvi Manduz SENSİZ AMA SENİNLEYİZ Bir yol vardı, özgürlük yolu, barışçılık yolu. Ama Türk milleti uzun yıllar bu yolun kendisine gözükmesini bekledi. Vatan yavaş yavaş bölünüyor, halk yılmayıp yolu bekliyordu. Hiç durma-dan… Masumduk, ümitsizdik, çaresizdik… Ama yüreklerimiz birdi, aynı şey için atıyordu, vatan için atıyordu. Kulaklarımız aynı şeyi duyuyordu, silahların seslerini duyuyordu. Düşüncelerimiz birdi, aynı şeyi düşünüyorduk. Bu vatan ellerin olamaz diyorduk. Birleştirdik silah tutan ellerimizi, yürüdük bizleri birbirimizden ayırmak isteyenlerin üstüne. Umutlarını kesmişlerdi bizden. Onlar için biz başaramazdık, kalkamazdık, yürüyemezdik, bakamazdık önümüze. Biz onlar için sadece kaçandık, çaresiz kalıp topraklarını verendik. Evet, çaresizdik, güçsüzdük, ama onlarda olmayan vatan aşkı vardı bizde. Güçsüzlük de neymiş, açlık da neymiş, çaresizlik de neymiş. Vatan aşkımız sizi bu topraklardan attı mı? Bitti, bu kadar işte. Çok küçüktük: büyüdük, büyüdük, kendi topraklarımızın hâkimi olduk senin sayende. Top-raktık, büyüdük büyüdük, kendi topraklarımızın hâkimi olduk, devlet olduk senin sayende. Mustafa Kemalim, sana emanetti bu vatan. Sen gittin, ama arkanda 29 Ekim’i bıraktın bize. Öyle bir gün ki bu, aydınlattığı yoldan özgürlük geçiyor, barışçılık geçiyor, ilim geçiyor. Artık göz-yaşlarımız acıdan değil, mutluluktan akıyor. Başkalarına güvenmedin, bize güvendin, Türk’e güvendin. Beklediğimiz yolu bize sen gös-terdin. Bir gün göçüp gittiğinde şu fani dünyadan, bizlerin bu yoldan ayrılmayacağımızı biliyordun. Sensiziz ama seninleyiz, bu yolda en önde sen olmak üzere yürüyoruz. İzindeyiz yüce Atam. Senin-le güldü bu güzel vatan. Zeynep Eylül ERDEM 10-E 4308 |
| Son Güncelleme ( Tuesday, 28 October 2008 ) |

|
|